facebook instagram
Zeynep & Özgür // İç Mimar & Endüstri Mühendisi
03 Eylül 2016

Zeynep Batuhan ve Özgür Kısa güçlerini birleştirip işe çevirebilen, organik yaşama aşık, güler yüzlü ve yaratıcı bir çift. Mumcular’da başlayan hikaye şimdilerde Bitez’deki Ki Design’da devam ediyor. Detaylar röportajda…
Çok hız seven bir insan veya işinin çabuk halledilmesini isteyen biri buralarda asla yaşayamaz. Kısacası acelen varsa Bodrum’da yapamazsın.

Bitez’deki bu dükkan epeydir boştu. Demek böyle farklı ve şahane bir yer olmayı bekliyormuş! Öncelikle tebrikler. 

Zeynep: Teşekkür ederiz. Aslında uzunca bir süre atölye yapabileceğimiz bir ahır aradık biz. Gümüşlük’te. Fakat bulamadık! Süreç bizi buraya getirdi aslında.

İyi olmuş. Ne zamandır Bodrum’dasınız?

Zeynep: 2 sene oldu. Ama biz önce köye yerleştik, Mumcular’a. Sonra 3 yaşındaki kızımızla gidip gelmenin çok da kolay olmadığını farkettik ve biraz daha merkeze taşındık.

Hikayeniz ne?

Zeynep: Aslında 25 yaşından beri hayalimdi: Sahil taraflarına yerleşmek. İstanbul’un kaotik hali ve herkesin mutsuz olması beni çok tedirgin ediyordu. Orada doğdum, orada büyüdüm ve alternatifini de görmedim. Yine de doğru olmadığının farkındaydım.

Peki, Bodrum’u seçmenizin özel bir sebebi var mı?
 
Zeynep: Biz Foça’dan başladık bakmaya. Çıralı’ya kadar da gittik. Sonra yine kızımız Tiva’nın sosyal hayatını düşünüp, her şeyden de mahrum kalmasın diye Bodrum’a karar verdik.

O son kararı verdiren ne oldu? Gidelim buralardan dedirten?

Zeynep: Kızımın doğumundan sonra, çocuğu orada büyütmek istememe hali baş gösterdi. Okulu falan İstanbul’da oturtursak, bir daha gidemeyiz diye düşündük. Hızlandırılmış bir şekilde kendimizi yollara attık.

Yola çıkıp diyar diyar gezdiniz mi gerçekten?

Zeynep: Tabii, tabii! Bayağı dolaştık. Her yere baktık. Foça çok kurak geldi, sanayiye fazla yakın geldi. Biraz daha aşağı indik; Olimpos, Çıralı’da çok güzel olmasına rağmen bize uymadı. Sonrası Bodrum…

Sormayı unuttum, köy hayatı nasıldı?

Zeynep: Köyde yaşadığımız ilk sene doğayla tanıştık. 35 yaşına gelmişim ama hala sebze ve meyvelerin tam mevsimini bilmiyormuşum! Ekolojik sistem nasıl ilerliyor, hiç bilmiyormuşum. Onu öğrendik aslında birlikte. İnanılmaz bir gözlem süreciydi. 1 seneyi kendimize ve Tiva’ya ayırdık.

Peki, köyden indim şehre olmadı mı? Burası yani Ki Design şehirli bir görüntü veriyor çünkü… 

Zeynep: Açıkçası olabildiğince ruhumuzu satmadan, kalbimizden gelerek iş yapmaya gayret ediyoruz. Piyasaya dönmeden, kendi ruhumuzla, kendi estetik algımızdan, kendi doğala yatkın hikayemizi bırakmadan ve insanları kandırmadan yapmaya çalışıyoruz. Mesela biz bu dükkanı kurarken; tren raylarından yapmak istediğimiz bir sürü projemiz vardı. Sonra biraz araştırdık. Tren raylarının hepsinin kanserojen olduğunu, kurtlanmaması için özel bir ilaç sürüldüğü ve bunları imha etmek için Almanya’da özel tesisler kurulduğunu öğrendik. Çok popüler bir dekorasyon malzemesiydi ama yapmadık. Kullanmadık, kullanmayacağız.

İstanbul’da ne iş yapardınız?

Zeynep: Ben iç mimarım. Serbest çalışıyordum İstanbul’da. Eşim Özgür de endüstri mühendisi. O da mobilya sektöründe çalışıyordu.

Güçlerinizi birleştirdiniz… 

Özgür: Aynen öyle oldu. Tasarım ve üretim birbirini tamamladı.

Ki Design’dan bahsetmenin tam sırası. Nasıl anlatırsınız kendinizi? 

Özgür: Ki Design’ın doğuşu aslında bizim şehirden kaçış hikayemizle benzerlik gösteriyor. Birbirinin aynı tasarımlar, inorganik ürünler ve hızlı tüketim malzemeleriyle dolu bir hayatımız vardı. Bodrum’a taşındığımızda köyde öğrendiğimiz en önemli şey çöp üretmemek oldu. Haftada 1 gün pazar var, yakınlarda bakkal yok dolayısıyla bazı şeyleri evin içinde daha tasarruflu şekilde çözebilmemiz gerekiyordu. Burada yaptığımız ürünlerde de ona dikkat ediyoruz. Her ürün eşsiz, benzersiz olsun ve tabii ki organik olsun. Her ağacın formu birbirinden farklı olduğuna göre ürettiğimiz ürünler de birbirinden farklı olacak. Standartlaşmış, kalıplaşmış tasarımlardan uzaklaşmak istedik.

Ne tip ürünler bulabilirler burada?

Zeynep: Aydınlatmalar, doğal ahşap ürünler, sehpalar, masalar, yastıklar… Ev için aklınıza gelebilecek her şeyi üretebiliyoruz. Aynı zamanda burası bir iç mimarlık ofisi.

Özgür: Ayrıca sevdiğimiz, beğendiğimiz tasarımcıların illüstrasyonları, zanaatkarlar ya da seramik sanatçılarının işleri de var Ki Design’da. Öyle bir kolektif yapı da kurmak istiyoruz.

Sizce bu iş sizi ticari olarak tatmin eder mi? Ki Design’ı alıp Nişantaşı’na koysak çok daha fazla kazanacağınız kesin.

Özgür: Bu hayattan ne beklediğinizle alakalı. Bizim İstanbul’da maaşlı çalışan insanlar olarak çok iyi gelirlerimiz vardı. Ama kazandığımız paraların hayatımızda karşılığı yoktu. Şu an daha az para kazanıyoruz ama hayatımıza dokunuyor. İşten çıkıp doğaya karışabiliyorum, denize gidebiliyorum… Bunlar parayla satın alınamayacak şeyler.

Zeynep: “Bodrum yazın çok kalabalık, İstanbul’dan farkı yok” diyorlar ya. Ben buna bile katılmıyorum. Burada mutlu bir kalabalık var. Bunun için küçük bir yaz trafiği de çekebilirim, sorun değil.

Nerelere gidiyorsunuz, neler yapıyorsunuz?
Özgür: Pannonica’yı sevdik. İyi müzik dinleyebiliyoruz orada. Gümüşlük’te yaşadığımız için oranın sahilini ve sahildeki mekanları seviyoruz. Kimsenin keşfetmediği, görece daha bakir koylardan denize girmek istiyoruz.

Zeynep: Dediğim gibi 3 yaşında bir kızımız olduğu için bizim hayatımız akşam 20:30’da bitiyor. Genellikle evdeyiz. Gece hayatımız yok.

Bugüne kadar hangi anda “iyi ki geldim” dediniz?

Özgür: Tam işleri kurmak üzere olduğumuz bir zamandı. Biraz kafam karışıktı ve düşünceliydim. Yer bulamadık falan filan derken, bir gün çok bunaldım. Dönelim İstanbul’a, bir işe gireyim diye düşünmeye başlamıştım. Akşam eve dönerken Gürece’den Turgutreis’e inişte gün batımını gördüm ve tamam dedim. Hiç bir yere gitmiyorum!

Zeynep: Ben her gün iyi ki burdayım diyorum. Çok mutluyum. Geçen yıl Kasım ayında İstanbul’a gittiğimde tüm pratiğimi kaybettiğimi gördüm. Karşıdan karşıya bile geçemedim! O yüzden her gün şükrediyorum, bu sakinlikte yaşadığım için.

Eş dost çok soruyordur, Bodrum’da hayat nasıl diye. Kimler yapamaz sizce burada?  

Zeynep: Evet, arkadaşlarımız soruyor. Bence çok hız seven bir insan burada yaşayamaz. İşinin çabuk halledilmesini isteyen biri asla yaşayamaz. Kısacası acelen varsa Bodrum’da yapamazsın.

Son söz sizin…

Özgür: İlla bir şey almak şart değil. Kahve içmeye bekliyoruz herkesi. Bitez’deyiz. Online satış yaptığımız bir web sitemiz ve sosyal medya adreslerimiz de var.

Zeynep: Aynen! Gelin tanışalım.

 

Diğer Röportajlar..
34

Konuk Yazarlar
Çini Mürekkebi // Pelin Çini
Yukarı Çık