facebook instagram

Umut Akyüz Çerezci // Psikolojik Danışman
01 Kasım 2016

Küçük Yürek kitabının yazarı Umut Çerezci İstanbul’daki pek değerli iş tekliflerini reddedip Bodrum’a taşınalı 9 yıl oluyor. Sıfırdan yarattıkları Mumcular'daki Su Hanım’ın Çiftliği’nde masalsı şeyler yapıyor ve ailesiyle mutluluğu deneyimliyor!
Ben kızıma kendi çocukluğumu sundum. Benim çocukluğum Anadolu Kavağı’nda geçti. Böğürtlen toplardım, ağaca tırmanırdım, cevizden ellerim kirlenirdi. O da bunları yaşıyor.

* Röportajdaki değerli yorumları ve katkıları için Salih Çerezci’ye teşekkürler. 

9 yıl öncesine gidelim mi? İstanbul’da neler yapardınız? 

Umut: Gidelim tabii ki! Öğretim görevlisiydim; pedagojik formasyon dersleri veriyordum. Anaokulum vardı. Hafta sonları da Robert Kolej’de “Yaşayarak Öğrenme” modeli üzerine kurulmuş bir eğitim merkezinde eğitimler veriyordum. Sonra hamile kaldım. Hamileliğimi sakin geçirmek istedim. Kızımız Su doğduktan sonra da zaten 1 sene içinde Bodrum’a taşındık.    

Salih: Ben makina mühendisiyim. Enerji santralleri, kojenerasyon tesisleri kuruyorum. Bakımlarını yapıyorum. İstanbul’dayken daha yoğun çalışıyordum. O dönemde; Çorlu’ya gitmek için sabah 05:00’te yataktan kalkıp 06:00’da köprüyü geçmiş olmam lazımdı ki 08:00’de orada olayım. 12 sene öncesinden bahsediyorum. Bunun giderek kötüleşeceği de ortadaydı. Sürdürülemez olduğu aşikardı. Umut da ben de tabiatla içiçe olmayı arzu ettiğimiz için bu seçimi yaptık.

Neden Bodrum merkez ya da ne bileyim Yalıkavak değil de Mumcular’a yerleştiniz? 

Salih: Oraların İstanbul’dan pek bir farklı olduğunu düşünmüyorum. Özellikle senenin 7-8 ayı. Bir de buranın havaalanına yakın olması bizi cezbetti. İlk geldiğimiz senelerde daha sık İstanbul’a gidip gelmek gerekiyordu çünkü.

Büyükşehirdeyken burnunuzdan getiren, canınıza tak ettiren bir hikayeniz var mı? 

Umut: Bir şeylere kızarak gelmedik biz Bodrum’a. Sanki bu bizim yolumuzdu zaten. Evet, çocuğumuzun daha iyi yaşamasını elbette istiyoruz ama sadece onun için de verilmedi bu karar. Ben Su’ya kendi çocukluğumu sundum. Benim çocukluğum Anadolu Kavağı’nda geçti. Böğürtlen toplardım, ağaca tırmanırdım, taze cevizden ellerim renklenirdi. Su da bunları yaşıyor. Bizi mutlu eden şey o. İstanbul’dan nefret edip de bir öfkeyle gelmedik açıkçası.

Buralar çok güzel ama çocuğun eğitimi söz konusu olunca konu tıkanıyor sanki. Siz nasıl çözdünüz Su’nun okul konusunu?  

Umut: Ben de Salih de çocukken devlet okuluna gitmiştik. Çocuğumuz da devlet okuluna gider diye düşündük. Evet, konforlu değil belki ama köklü ve ruhu olan bir okul vardı marinanın orada. İlk sene oraya gitti ama sonra ilkokul bölümünü Kaymakamlığın oradaki okula taşıdılar okulu. Başka birkaç handikap daha olunca bu sene özel okula geçtik. Buradan 40 km. uzaklıkta. Getirip götürüyoruz.  

İstanbul’daki tüm işleri bırakıp geldiniz, hatta birkaç ciddi teklifi de reddettiğinizi söylediniz. Peki, Bodrum’da ne yapıyorsunuz? 

Umut: Ben psikolojik danışmanım. Koruyucu ve önleyici ruh sağlığı alanımız. Yani sorun olmadan önce ne yapılması gerektiği üzerine çalışıyoruz. Kurduğum bir eğitim ve danışmanlık firmam vardı benim. Home-office çalışmaya başladım  burada. Hala da devam ediyorum. Danışanlarım var. Yazın da çocuklarla atölye çalışmaları yapıyoruz.

Ve kitap yazıyorsunuz!

Umut: Aslında blog tutmaya başlamıştım. Kitabım Küçük Yürek, blogdaki yazılarımdan ortaya çıktı. O beni çok farklı bir tarafa sürükledi. Yazmanın ve paylaşmanın ne kadar geliştirici olduğunu farketmemi sağladı. Şimdi yeni bir kitap üzerinde çalışıyorum. Erken çocukluk döneminde çocukla çalışmak üzerine… Bir grup çocukla nasıl çalışılır, nasıl program hazırlanır gibi soruların cevapları olacak.

Burada yani Su Hanım’ın Çiftliği’nde konaklama mümkün mü?

Umut: Henüz değil ama yaza kadar hazırlıklarımızı tamamlayıp, böyle bir olanak sunmak istiyoruz. Yazın gelen danışanlarımdan böyle bir talep geldi. Çiftlikte yaşayan bir ailenin yanında doğal bir hayat deneyimlemek ve aynı zamanda psikolojik danışmanlık almak. Bana da mantıklı geldi. Aile burada 1 hafta kalsa. Ben çocukla çalışsam, çocuk uyurken ya da marangozluk atölyesine katıldığında aile ile konuşsam…  Bunun için bir konsept yapmadık açıkçası. Gelenler bizim misafirimiz olacak. Sadece tek bir ailenin kalabileceği bir mini ev yapıyoruz şimdi.

Salih: O da 4 kişilik bir aile olursa… 3. çocuk varsa, o anne&babayla yatabilir ancak.

Umut: Ve tabii ki referansla kabul edebileceğiz. Yani “Neden burada hiç plastik oyuncak yok?” demeyecek bir aile olmalı. Ya da “Kafeste niye tavşan yok?”. Çünkü bizim alanımızda sadece ahşap malzemeler var. Eğitim programımızda yalnızca geri dönüşüm, doğal malzemeleri kullanıyoruz. Çalışmalarımızı doğada yapıyoruz.

Hangi sebeple çalmalı aile sizin kapınızı? 

Umut: Aile çocuğunu anlamak için gelmeli. Olabilecek gelişimsel sorunların önlemini almak için. Örnek vereyim: Sınır koyamayan ebeveynler var. Bu öğrenilebilecek ve okul öncesinde halledilmesi gereken bir şey. Aksi taktirde çocuk ilkokula başladığında bir sorun çıkma olasılığı çok yüksek. Tabii ki sorun ortaya çıktıktan sonra destek almak da bir çözüm yolu.

Harikulade şeyler yapıyorsunuz. Sosyal medyada neden yoksunuz? 

Umut: Zamanımız yok! Geçenlerde bir yazı okudum. Cüneyt Özdemir yazmış. Sosyal medyayı yeni çağın tırmarhanesi olarak tanımlıyor. Kim tımarhaneye girmek ister?

Para kazanmakla ilgili endişeleriniz yok mu? 

Umut: Hayatımın hiçbir döneminde para kazanmakla ilgili endişem olmadı. Salih endişelidir, ben onu sakinleştiririm.

Salih: Yönetebileceğimizden fazla iş almıyoruz zaten. Kapasitenin üstüne çıkmak her zaman sorundur. 10 çocuk sahibi olabilirsiniz ama 10 çocuğa aynı kapasitede hizmet edemezsiniz. Hizmet edebileceğinizi düşünürsünüz ama kriz anında ciddi sorunlar yaşarsınız. Biz büyükşehirde kalsaydık çok farklı bir gelir seviyesinde ve konumda olacaktık, orası kesin. Ama o bizim istediğimiz değildi. Dolayısıyla burada da yönetemeyeceğimiz bir yükün altına girmeyiz.

Hiç sıkıntı çekmediniz mi? 

Salih: Çekmez olur muyuz, çektik tabii. Ama o dönemde bile geri dönmeyi aklımızın ucuna getirmedik. Biz buraya geldiğimizde burası taş topraktı. Domuzlar iniyordu akşamları. Gördüğünüz her şeyi kendimiz yaptık. O da inanın hiç kolay olmadı. Hayalimizden vazgeçmemek için, süreci bölmemek için bankadan krediler çekmemiz bile gerekti.

Umut: Şu anda endişe toplumsal bir sorun aslında. Bu kadar kaygan bir zeminde hepimiz endişeliyiz. Kimse risk almak istemiyor. Konfor alanında kalmak istiyor. Ama böyle bir seçimi, konfor alanında kalarak yapamazsınız. Bir şeylerden vazgeçmeyi göze almalısınız. İstanbul standartlarından vazgeçmek gerekiyor.

Ne demek o? 

Umut: Mesela çok daha az almanız/tüketmeniz gerekiyor. Siz istemeseniz de doğal yaşam size sadeliği öğretiyor. Sessizliği de, değişimi ve dönüşümü de…

Peki, çok teşekkürler bu harika söyleşi için. Size ulaşmak isteyenler ne yapsın? 

Umut: Web sitemizden çiftliğimizle ilgili fikir sahibi olabilirler. Eğitim&Danışmanlık hizmetimiz ile ilgili ise web siteme bakabilirler. Salih’in donanımlı bir marangoz atölyesi var ve onun da bir web sitesi var. Yolu Mumcular’a düşenleri de bekleriz! Biz de çok teşekkür ediyoruz, yine bekliyoruz…

Diğer Röportajlar..
38

Konuk Yazarlar
Çini Mürekkebi // Pelin Çini
Yukarı Çık