facebook instagram

Mehmet Emin Türkat // Şarap Tüccarı
11 Aralık 2015

Kafayı şaraba takmış, tutkusunu mesleğe dönüştürmüş bir büyük şehir kaçağı daha… Bodrum’da yapılabilecek en havalı işi yapıyor. Söyleşiyi okurken yanına bir kadeh şarap şart!
Bir çocuğun beyni anne babasının ve çok yakın çevresinin yoğurabileceği bir hamur. Olabildiğince özgür büyütebileceğimiz bir yer Bodrum. Bunu çok önemsiyorum. 2 aylıkken denize giriyordu!

Mehmet, ne zaman geldin buralara?

2010 yılının Eylül ayında İstanbul’dan Bodrum’a taşındık ama geliş o geliş değildi. İlk önce ben geldim. Eşimin tamamlaması gereken işleri vardı, bir reklam ajansında çalışıyordu. Onun gelmesi 2011 Mayıs’ı buldu. Neticede 5 seneyi bitirdik.

Evin, ofisin nerede?

İlk geldiğimizde evimiz Bitez’deydi. Sonra Bitez’i kalabalık bulmaya başladık. Son 2,5 senedir Gürece’deyiz; tepelere çıktık. Ofisim Konacık’ta.

Neler yapardın İstanbul’da?

Marmara Üniversitesi’nde Radyo & Televizyon ve Sinema bölümünü bitirdim. Üniversite hayatım boyunca Doğan grubunda dış haberler editörlüğü yaptım. Sonra askere gittim. Döndüğümde ticaretle uğraşmak istiyordum. 2007’de evlendim. Bir süre sonra İstanbul bize basmaya başladı. Daha doğaya dönük bir yer arayışındaydık. Büyük şehirden gitmek istediğimizi kesin olarak biliyorduk. Nereye gideceğimizi konuştuk sadece ve bir süzgeçten geçirince Bodrum yukarıda kaldı. Okulu, hastanesi, pastanesi, herşeyi vardı.

Başka nereleri düşünmüştünüz?

Urla olabilir diyorduk. Antalya’nın güneybatısındaki bazı bölgeler vardı…

Bodrum’u seçtiniz ve bıraktınız işleri geldiniz, öyle mi?

Aynen. İlk 6 ay biraz sakinledik. Gözlemledik, araştırdık. Turizmle ilgili ufak tefek girişimlerimiz oldu sonrasında da şu an yaptığım işi yapmaya başladım.

Evet ona gelelim. Röportaj öncesi seni sosyal medya üzerinden biraz kurcaladım. Mesleğine “wine merchant” yani şarap tüccarı demişsin. Ne demek o? Ne yapıyorsun?

2012 yılında bir perakende mağaza açtık biz. Gustosu olan, iyi şarap seven münferit müşterilerimiz oldu. O şekilde 3 yaz faaliyet gösterdik. Sonra ben işi toptan satışa taşıdım. Çünkü perakende fazladan yordu. Sonuçta 12 ay yorulmayı istemediğimiz için buralardayız!

Peki şimdi ne yapıyorsun?

Türkiye’deki şarap üreticilerinin ve Türkiye’ye ithalat yapan firmaların Bodrum bayiliğini yapıyoruz. Müşteri portfoyümüze ki bunlar oteller, restoranlar ve barlar; ürünlerin dağıtımını sağlıyoruz. Bir taraftan ben danışmanlık veriyorum. Otel ve yat personellerini eğitiyorum. Şarap menüleri hazırlıyorum. İçecek danışmanlığı diyelim buna. Hem sommelier’yim hem de bütün içkileri kapsayan bir eğitimin içindeyim. Dolayısıyla bir tesisin içerisine giren sodadan tut şaraba kadar herşeyi neyle tüketmek gerektiği konusunda danışmanlık veriyorum. Onun haricinde bireysel olarak da şarap öğrenmek isteyenlere atölyeler düzenleyeceğiz yakın zamanda. Wine&dine etkinlikleri, yemek&şarap uyumları konuşacağız. Birkaç farklı program hazırlıyoruz.

Nasıl olunuyor “sommelier” ya da “içecek danışmanı”?

Aslında bu işin bir alaylıları bir de okulluları var. Gerçi okulluysan zaten alaylı da olmalısın çünkü şarabı tadıp koklamazsan yol alamazsın. Dünyada 2 tane enstitü var. Biri “Master of Wine” yetiştirebilen Wine & Spirit Education Trust. Bunu tamamladığın zaman “Master of Wine” yolunun yarısını teorik olarak halletmiş oluyorsun. Sonrasında “Master of Wine” öğrencisi olabilmek için enstitüye başvurabiliyorsun. Dünyada 340 kişi var sanırım, hayatını kaybedenler dahil. Zorlu bir yol. Ben WSET’nin mezuniyet seviyesindeyim. Bir de “The Court of Master Sommeliers” var. Bunda da iş daha çok servis odaklı. İkisi de bana fayda sağlıyor tabii. Ama yolum “Master of Wine” yolu.

Çok havalı! Bu işe nasıl merak saldın?

Zaten meraklıydım. 2009 yılında daha İstanbul’dayken eşimle birlikte farklı üreticilerin şaraplarını tadar, fikirlerimizi tartışırdık. Bodrum’a geldikten sonra bu işin içine girmeden evvel de bir şarabı tadıp; “ikisi de merlot bu niye böyle kokuyor da o öyle kokuyor” falan diye merak etmeye başladım. Zaten zemberek kırılınca bir daha toparlanmıyor. Ben 30 yaşından sonra hayatımın tutkusunu buldum, bunu herkese diliyorum.

Şarap tüketimin ne alemde?

Her gün düzenli olarak şarap içiyorum. Kendimi çok sağlıklı hissediyorum. Ama şarapsız günlerim var, mesleğim de bunu gerektiriyor. Tüketimi abartmadan idare etmeye çalışıyorum. Ben ya su içerim ya da şarap!

Bodrum’da çok otel ve yeme&içme mekanı var. Senin işine geliyor değil mi bu?

Yaptığım iş için yanlış yer değil burası, evet. Ama en doğru yer mi bilmiyorum. Şu an için memnunum. Yiyecek içecek sektörüne son derece hakim F&B uzmanı dostlarımız var ama genel olarak bir bilinç yok. Tamamen ticaret odaklı yürüyor iş. Türkiye’nin büyük üreticilerinin domine ettiği bir dünya. Son tüketici biraz daha bilinçlenirse zincir reaksiyon yaratılır. Hiç bir üreticiye el kol bağlamadan, butik üreticilere yer vererek hizmet veren az mekan var. Parmakla sayabilirsiniz. Biz bu noktada, olmayan bir pazarı yaratma çabasındayız.

Bodrum’da veya çevresinde şarap üreticisi var mı?

Var tabii, olmaz mı! Karnas Şarapçılık ve VinBodrum var. Bölgemiz binlerce yıldır şarap üretilen bir bölge zaten. Yazın çok sıcak olduğu için sanki üzüm yetişmezmiş gibi bir inanış var ama oluyor. O kadar farklı dinamikler var ki. Toprak yapısı, bağın aldığı rüzgar veya güneşe baktığı açı vesaire. Bu dostlarımız da en doğru olduğuna inandıkları teruarı bulmaya çalışıyorlar. Tutkuyla yapıyorlar ve bence başarılılar. Bir de Likya Şarapçılık var aslında harita üzerinde Antalya’ya bağlı ama Fethiye’nin hemen arka yamacında bir yaylada üretim yapıyorlar. 4000 yıldır şarap üretilen topraklarda asmaları tekrar hayata döndürdüler.

Bize Bodrum’da bir mekan söyle, o mekanda ne yiyelim ve yanında hangi şarabı içelim?

Ramada Resort Bodrum’da sushi yiyin yanına da off-dry gewürztraminer için. Somon roll de roze ile iyi gider!

Çoluk çocuk var mı?

Var. 1,5 yaşında bir kızım var.

Biraz da küçük çocuklu baba gözüyle yorumlar mısın Bodrumlu hayatını?

Kızım oksijenle büyüyor. 5-6 sene önce hayata gelseydi bir apartman dairesinde büyüyecekti. Şimdi bahçedeki böcekleri yiyor. Ciddi söylüyorum! Bir çocuğun beyni anne babasının ve çok yakın çevresinin yoğurabileceği bir hamur. Herşey sana bağlı. Olabildiğince özgür büyütebileceğimiz bir yer burası. Bunu çok önemsiyorum. 2 aylıkken denize giriyordu.

Nerelere gidiyorsunuz ailece?

Sezon dışında Aspat Plajı’nı seviyoruz. Bomboş oluyor. Selimiye’ye kaçıyoruz ara ara. Yakınlık avantajlarını kullanıyoruz tabii.

Acil şarap sorumuz olursa sana nasıl ulaşalım?

Sosyal medyayı kullanıyorum. Instagram hesabımdan ve Facebook’taki sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Siteye eklenen röportajlardan anında haberdar olmak için mailing listemize kaydolabilirsiniz.





Diğer Röportajlar..
8

Konuk Yazarlar
Çini Mürekkebi // Pelin Çini
Yukarı Çık