facebook instagram
Kübra Saatçıoğlu // Yazar
20 Ocak 2018

Kübra yürüdüğü şamanik yolda tesadüf eseri karşısına çıkan sanrısal madde kullanımını yerinde; Amazonlar'da denedi. Bu gerçeküstü seyahatin notlarını ise bir kitapta topladı. Sevgili Bodrum'un en heyecanlı röportajı için okumaya devam edin.
Kuşadası, Marmaris, İstanbul, Çeşme, tekrar İstanbul ve şimdi de Bodrum! Biz aslında çok şanslı bir aileyiz çünkü eşim de benim gibi Ege aşığı. İkimiz de hep aynı özlemle hareket ettik.

Kübra birazdan çok acayip şeyler anlatacaksın biliyorum, o yüzden kısa tutarak bir giriş yapar mısın? Kimsin?

Ben aslında Ankaralıyım ama İzmirliyim derim herkese. Denizi çok seviyorum, Ege’yi çok seviyorum. O yüzden herkes İstanbul’a giderken ben üniversite için İzmir’e gittim. Mimarlık ve Şehir Planlama okudum. Turizm planlaması üzerine tezimi yazdım, doktora yaptım. Sonra da denizcilik sektöründe çalıştım. O zaman 2 senelik bir İstanbul maceramız oldu, ben ona şark hizmeti diyorum. Güzel dostluklar kurduk ama orada yaşamayı istemedik.

Eşin de mi aynı sektördendi?

Evet, Kemal marina yöneticisi. Zaten bir yelken yarışı sırasında tanıştık. 2006 yılında evlendik. Kemal kariyerinde ilerlerken hayatımız 2 senede bir taşınarak geçti aslında. Kuşadası, Marmaris, İstanbul, Çeşme, tekrar İstanbul ve şimdi de Bodrum. Biz aslında çok şanslı bir aileyiz çünkü eşim de benim gibi Ege aşığı. İkimiz de hep aynı özlemle hareket ettik.

Ne zamandır Bodrum’dasınız peki? 

1,5 senedir. Daha önceden hep denizden geldiğimiz yerde karayı tanıdık. Benim en hızlı köklendiğim yer Bodrum oldu. Ağımı en hızlı kurduğum yer...

Kitap yazmaya nasıl karar verdin? 

Kurumsal işlerden sonra artık yıllardır içten gelen o “yazmalısın” sesine kulak vermek istedim. İşimi çok sevmeme rağmen bir şeyler beni geri çekmeye başlamıştı. Dolayısıyla bir gün “ben gelmiyorum” diyerek ilk adımı attım. Niyetimi harekete soktum diyelim. O sıralarda da Amazon seyahatinde tuttuğum notları blog’a aktarmaya başlamıştım çünkü bir gün birisi sordu: Nasıldı yolculuk? diye ve ben takıldım. Söyleyecek çok söz, aktaracak çok fazla bilgi vardı çünkü! Dedim ki “Her şeyi anlatabilmek için not defterimi size vermem lazım.”

Ve blog yazmaya başladın. 

Evet. Sansürsüz aktardım. Tuttuğum notları yeniden keşfederek okudum. Her duygusal doygunluğa erişip geldiğim yer birer bölüm oldu. Onlara da o anki hissiyatımla birer başlık verdim. Derken elimde bir taslak oluştu.

Kitap için çanlar çalmaya başladı: Ayahuasca Yolculuğu.

Üniversiteden bir arkadaşım var. Dramatik yazarlık okudu o; Görkem. Ona bahsettim, dedim ki; “Görkem, benim elimde böyle bir metin var ve ben artık bunu kitap haline getirmek istiyorum. Okuyup değerlendirir misin?” Buluştuğumuzda ikimizde de iç hezeyanlar vardı. Ama o kabul etti! Kendine rağmen bu gerçeküstü hikayenin parçası oldu.

Şimdi biraz anlat bize bu yolculuğu; nasıl karar verdiğini, neler yaşadığını?

Ben bu seyahate arkadaşım, dostum, yoldaşım, benden bir parça dediğim Felis’le birlikte gittim. Nasıl karar verdin dersen, şöyle: Aynı gün içinde yarım saat arayla 2 mesaj geldi bana. Biri; kızım DMT kullanıyormuş, ben ne yapabilirim? İkincisi de; Kübra, ruh molekülü nedir? İkisine de cevap veremedim çünkü hiçbir fikrim yoktu. Araştırmak için Google’a ikisini beraber yazdım ve zaten iki kavramın birlikte kullanıldığını gördüm! O zaman anlamamıştım ama şimdi bakınca bunun bile Ayahuasca’nın tatlı bir çağrısı olduğunu görüyorum. Sonra metnin içinde şaman, şamanizm, sağaltım vs gibi kelimeleri de görünce Felis’e yazdım. Bir kahve içmek için buluştuk ve 2 hafta sonra oranın para birimini bile bilmeden kendimizi uçakta bulduk.

Orası neresi?

Güney Amerika. Peru Amazonu.

Ne demek Ayahuasca?

Kelime anlamı ölüm şarabı. Ayahuasca isimli bir sarmaşığın dalları ve Chacruna isimli diğer bir bitkinin yapraklarının kaynatılmasıyla ortaya çıkan bir içecek bu. Aslında ben şamanik eğitimim içerisinde bir çok ölüm inisiyesi yaşadım ama Ayahuasca bambaşka bir deneyim. Yaşarken ölmek! Bunu ölüm anında da yaşayabilirsin, yaşarken de…

Yaşarken deneyimlemeyi neden tercih ettin? 

Ölümü bilmeyen yaşamayı bilemez çünkü. Ölümle yaşam birdir aslında. Eğer sen ölümden korkuyorsan ki hepimiz korkarız bir şekilde; işte aslında yaşamaktan da korkuyorsundur. Ölümü deneyimlediğinde yaşamı da deneyimleme potansiyelin açılır.

Tadı nasıl? 

Korkunç! Bayağı zor içmesi…

Amazonlara gitmek şart mı Ayahuasca içmek için?

Ayahuasca’nın yetişmediği bir çok yerde illegal seremoniler oluyor ama bana göre olmazsa olmazları var bu işin. En önemlisi de Amazonlar. Sadece o bitki orada yetiştiği için de değil. Amazon’un kendisi çok tehditkar. Bir kere günde en az 12 saat karanlık. Yırtıcılar var, ormanın ortasındasın, baş belası sivrisinekler var! Barakalarda kalıyorsun. Telefon kullanamıyorsun, ulaşılamıyorsun.

Senin gibi şamanizmle ilgilenenler dışında da yaşamak isteyenler oluyor mu bu deneyimi? 

Tabii ki. Pek çok farklı amaç için gidilebilir. Uyuşturucu madde bağımlılığı olanlar da gidiyor, çeşitli hastalıkların tedavisi için de giden var. Silikon Vadisi’nin yöneticilerinden tut, Wall Street’in CEO’larına kadar; yaratıcılığını o veya bu şekilde geliştirmek isteyenler gidiyor. Bir de aydınlanma ya da farkındalık yaşamak isteyenler…

Sen de şamanik çalışmalar yapıyorsun. Terapi gibi bir şey mi, içeriğini neler oluşturuyor bu çalışmaların?

Şamanik terapi ya da sağatım çalışmalarının içeriğini gelen kişi ortaya koyar aslında. Varoluşuyla… Şaman iki gerçeklik arasında çalışır ve gelen kişi sonucu hayatında yaşar.

Kimler seninle böyle bir çalışma yapmak ister? 

Ya fiziksel bir rahatsızlığı vardır ya da zihinsel yoğunluğu olabilir. Odaklanamıyordur, belirli bir fikir onun beynini yiyordur; işiyle ya da çocuğuyla ilgili örneğin. Veyahut duygusal olarak başa çıkmadığı bir şeyler vardır.

Ayahuasca Yolculuğu’nu nerelerde bulabilir Bodrumlu kitapseverler? 

Şimdilik sadece Zai Bodrum’da var. Bir süre sonra diğer kitapçılara da gelecek. 

Peki sana nasıl ulaşabilir takipçilerimiz?

Sosyal medya hesabımdan ulaşabilirler. Kitapla ilgili pek çok paylaşım yapıyorum, merak edenleri beklerim.

 

Diğer Röportajlar..
57


Yukarı Çık