facebook instagram

Esra Akkaya // Oyuncu
05 Ekim 2016

İçinden çocuk fışkıran, son derece pozitif, enerji meselesini hayatına yedirmiş, yeni Bodrumlu Esra’yla tanıştık. Bize masal bile anlattı!
Nereye baksam, denizi, ağaçları, gökyüzünü görmeyi ve her an bahçede olmayı seviyorum. Bir de Masal Mekan’ı…

Sohbete Masal Mekan’dan başlayalım mı? Neden açtın böyle bir yer? 

Benim için bir ihtiyaçtı. Masal anlatmak istiyordum. Masallar birikmişti. Yeni masalcıları da çok beğeniyorum. Özellikle Judith Liberman’ın hayranıyım. Ne yapmak istediğimle ilgili beni ateşleyen o oldu aslında. Oyunculuk okurken de hep masalları araştırırdım. Velhasıl masal anlatmak istiyordum ama nerede anlatacağımı bilmiyordum.

Masal var mekan yok. 

Aynen öyle! Hayalimde bir yer vardı: Bir taş ev, şömine var, ateş yanıyor… Ama öyle çok uzakta bir köyde falan olursa da insanları oraya getirmek zor olur, biliyorum. Derken burayla karşılaştım. Gördüm ve hemen karar verdim. Arkadaşım Melis Gündoğar var. Fotoğrafçı. Zaten 10 yıldır birlikte çalışıyorduk. Melis de fotoğrafla spiritüel hikayeleri birleştirmek istiyordu. Bu işi de birlikte yapalım dedik ve oldu!

Neler olacak Masal Mekan’da?

Spiritüel konulara ilgi duyuyoruz. İlgi alanları benzer olan insanlarla buluşmak ve doğru kişileri atölye yapmaları, seminer vermeleri için buraya davet etmek istiyoruz. Mandala yapmak istiyorduk mesela Melis ve ben. Yakında bir atölye olacak. Hayalimiz yavaş yavaş gerçekleşiyor. Bu arada içinde mutlaka yemek de olmalıydı. Çünkü biz genellikle her ritüelden önce ve sonra yemeği seviyoruz! Kek pasta börek yapasımız da var.

Masal ya da hikaye anlatıcılığını çok iyi bilmeyenler için soruyorum. Atölye yetişkinler için değil mi? 

Yetişkinler için olacak ama çocuklara da hafta sonları masal anlatmak istiyorum çünkü Bodrum’da çocuk tiyatrosu yok. Ama zaten masal çocukların ehil olduğu bir alan. Benim esas amacım büyüklere hatırlatmak!

Ne işine yarayacak insanların bu?

Bak, şöyle: Ben İstanbul’da kurumsal eğitimlere gidiyordum ve sunum dersi diye birşey anlatıyordum. Aslında o sunum dersi diye anlattığım tamamen masal anlatma atölyesiydi. Yani kendi hayat hikayeni nasıl anlatıyorsun? Hikaye anlatmanın keyfini çıkartabileceğin yerleri var. Oraları hatırlatmak, teşvik etmek aslında olay.

Senin eğitimin nereden?

Konservatuvardan. Biz masalcıyız zaten, işimiz bu!

Bu soruyu herkese soruyorum. Seni de es geçmeyeceğim. Bu işi İstanbul’da yapsan muhtemelen yıkılır. Çok yüksek ihtimalle daha iyi kazanırsın. Ama tercih etmedin. Neden? 

Sana bir masal anlatayım mı?

Elbette. 

Bir köy varmış. Köyün girişinde de bir çoban kuzusunu, koyununu otlatıp diğer yandan da ördükleri çorabı, hırkayı satarmış. Bir gün bir yabancı köye doğru gelirken çobanı görmüş. Hemen yanına yaklaşmış demiş ki; “Ben buraya yerleşmeyi düşünüyorum ve iş kuracağım. Sence bu iş tutar mı? Buradaki insanlar nasıl insanlar?” Çoban da demiş ki; “Geldiğin yerdeki insanlar nasıldı?” “Valla pek parlak değillerdi.” demiş adam. “Asık suratlılardı, sevimsizlerdi ve dürüst değillerdi.” Çoban dinlemiş ve şöyle yanıtlamış; “Buradakiler de aynı.” Adam “peki” demiş, geri dönmüş. Gel zaman git zaman, başka bir adam geçiyormuş köyden. O da gitmiş bizim çobanın yanına sormuş: “Ben bu kasabayı çok sevdim. Beyaz evler, pespembe çiçekler var, mis gibi kokuyor. Burada yaşasam, iş kursam nasıl olur acaba?” “Geldiğin yerdeki insanlar nasıl?” demiş çoban. “Valla çok güzel insanlardı, sevimli, çalışkan, mert”… Çoban demiş ki; “Buradakiler de aynı!” Gördüğün gibi aynayız ve nereye gitsek kendimiz gibi insanları buluruz. Yani nerede olduğumuzun hiçbir önemi yok. Bak sen geldin, bizi buldun!

Bu soruyu listemden çıkartıyorum. Hayatımın dersini aldım! 

Sorunun direk cevabıydı o yüzden anlattım.

Harikaydı. Hadi, biraz Bodrum maceranı dinleyelim. 

Anlatayım: Arkadaşım Ahenk Demir’e misafir olarak gelmiştim Mayıs ayında. Sonra yazı Bodrum’da geçirmek istedim ve Ortakent’te bir ev tuttum. 3 ay kaldık. Yazın da malum İstanbul karıştı. Zaten kentsel dönüşüm yüzünden kent dev bir şantiyeye dönüşmüştü. Öyle olunca temelli Bodrum’a yerleşmeye karar verdik. Oğlum Can’la beraber Konacık’ta oturuyoruz şimdi.

Çocuk olmasaydı yine de yapar mıydın bu göçü? 

Cesaret edemeyebilirdim. Bilmiyorum. Can tabii ki öncelik oldu. Yine de hayatta hiçbir şeye sadece çocuklarımız için karar vermiyoruz. Yaşamsal bir şey değilse tabii. Biz anne oğul sevdik burayı!

Beklentilerini karşılıyor mu Bodrum?

Beklentiden çok şu anda doğru yerde olduğumu hissediyorum. Sadece bugünü bilebilirim. Bugün için evet!

En çok nesini seviyorsun peki? 

Nereye baksam, denizi, ağaçları, gökyüzünü görmeyi. Her an bahçede olmayı seviyorum. Bir de Masal Mekan’ı…

Nasıl geçiyor Bodrumlu günler? 

Bir yayılma, bir rehavet! Gerçekten bir yandan öyle diğer yandan da yaratıcılık anlamında gayet verimli. Koşturmaca kalmadı ya, o bana çok iyi geliyor.  

Bir de feng shui’ye merakın olduğunu duydum, doğru mu?

Evet, ev enerjisi çok ilgimi çekiyor. Ev mutluysa da mutsuzsa da söyler sana. Buna inanıyorum. Bir arkadaşım bana “bence sen önceki hayatında evdin” dedi. Çok güldüm!

Bu başka bir röportaj konusu olabilecek kadar uzun bir konu sanırım. 

Bence de! Merak edenler atölyeye gelsin.

Nasıl ulaşsınlar Masal Mekan'a? 

Web sitemiz açıldı. Bir de telefon numarası verelim: 0535. 4740554. İçinde hala bir çocuk olduğunun bilgisine sahip herkes burada mutlu olur. Biz de onları ağırlamaktan mutlu oluruz. Bekliyoruz.


Diğer Röportajlar..
37

Konuk Yazarlar
Çini Mürekkebi // Pelin Çini
Yukarı Çık