facebook instagram

Ercan Kabadayı // Personal Trainer
16 Ekim 2017

Hayatına sporla yön veren, genç ama donanımlı bir Personal Trainer Ercan. Bodrum’da henüz çok yeni olmasına rağmen sağlam adımlarla oluşturduğu yolu ilham verici. Ondan öğreneceklerimiz var!
On basamaklı bir merdiveni tek başına çıkabilen ve inebilen herkesle çalışabiliriz. Bu doksan yaşında biri de olabilir, sekiz yaşındaki bir çocuk da...

Ercan, önce senden bir mini özgeçmiş alalım mı?

1992 Ankara doğumluyum. Spor hayatıma yüzmeyle başladım. Ondan sonra basketbola geçtim. Sanırım takım sporları benim için daha iyiydi, şu anki mesleğime aykırı olsa da... Basketbolda altyapıda profesyonel oynadım. Ama maalesef sakatlıkla sonuçlandı basketbol kariyerim. Ülkemizdeki menajerlerin kötü yönetiminin de etkisi oldu biraz.

Ama spordan vazgeçmedin. 

Haftanın 6 günü idman yapmaya, 1 gün de deplasman maç yapmaya programlanmış bir çocuktum ben. Üç yaşından beri spor yapan biriyim. Vazgeçmem mümkün değildi. Fakat bu sakatlık sürecini fitness ile atlatmam gerekiyordu. Sonra bir baktım hayatımın bir parçası olmuş. Bu arada ziraat mühendisiyim, çiftçi bir aileden geliyorum.

Nerelisin?

Ankara, Gölbaşı. Hayatım ziraat ve spor arasında gelip gidiyordu. Ondan sonra tabii mali durumlar gereği çalışmam gerekti. Federasyon sertifikası aldıktan sonra çalışmaya başladım. Ankara’da Bob Gym’de çalışmaya başladım. Bir süre sonra İstanbul’a adım atmak istediler ve bana bir teklifle geldiler. “Nişantaşı’na bir şube açacağız, bizimle çalışır mısın?” dediler. Hemen kabul ettim. 25 yaşındaydım ve İstanbul’a taşındım. İstanbul’da bir yıla yakın süre çalıştıktan sonra sevgilimle (Pelin Çini) tanıştım. Ve yazın Bodrum’a tatile geldik.

Tatile mi?

Evet, bu yazın başı. Döneceğimiz günün sabahı bana Bodrum’a yerleşelim mi diye bir teklifle geldi. Ben de “evet” dedim. Toparlanıp geldik!

İstanbul’daki çok sevdiğin işin ne oldu?

Döndüm, istifa ettim, bir hafta sonra yerleştik Bodrum’a.

Buradaki imkanlar, spor salonları, ne yaparım, nerede çalışırım diye araştırmadan geldin, doğru mu anlıyorum?

Şöyle söyleyeyim: Bir personal trainer olarak, sadece birkaç kişi bulursam, o benim hayatımı geçindirmeme yeterli olur. Yani bu sektörde büyük paralar kazanmayı planlamak hayal, öyle bir şey yok. Zaten benim öyle hayallerim de yok.

Peki, ne yapar bir personal trainer? 

İnsanlara sadece spor yaptırmanın dışında, onların yaşamına da biraz müdahale eder. Önemli olan sporu ne için yaptığını hatırlaması. Spor sadece kilo vermek veya işte biraz göğsüm çıksın, biraz omzum çıksın, tişört giydiğimde güzel dursun değildir. İnsanların bunu yaşam stiline enjekte etmesi gerekir. İşte biz onu sağlıyoruz.

Birebir çalıştığın için karşındakini tanıman da önemli galiba, değil mi?

Mizaç çok önemli, gerçekten. Örnek vermem gerekirse; “ben alkolümü tüketirim, tatlımı yerim, buna rağmen kilo verdireceksin bana” diyorsa biri onunla çalışmam çok zor. Ben sihirbaz değilim, bu imkansız. Belli başlı kurallarım tabii ki de var: Uyku, beslenme ve spor. Hepsi bir üçgen oluşturuyor, hepsi birlikte düzeltilmesi gereken şeyler.

Nasıl bir rutinimiz olmalı seninle çalıştığımızda? O da kişiden kişiye değişiyor mu yoksa mutlaka haftanın şu kadar günü mutlaka bir araya gelmeliyiz diyor musun?

Mutlaka minimum 3 gün. Çünkü yaptığımız sporda ne kadar birlikte vakit geçirirsek o kadar iyi bizim için. Bu 3 günle başlar sonra altıya kadar çıkabilir çünkü ben onların gün içinde 1 saatini alıyorum ama geriye kalan 23 saat kendileriyle baş başalar. Belli bir kalori harcatmak zorundayız insanlara ve belli bir bilgi aşılamak zorundayız. Bu yüzden evet, minimum 3 saat yani haftada 3 ders yapmamız gerekiyor sonuç almamız için. Tabii bu doğrultuda yine beslenmesi ve uyku düzenine de dikkat etmeli.   

İdmanlar açık havada da olabiliyor mu?   

Evet olabiliyor. İnsanların kendi vücut ağırlığıyla, balkonda bile çalıştırdığım öğrencilerim vardı. Önemli olan yapmayı istemeniz, her yerde, her şekilde vücudunuzu geliştirebiliriz. Vücut geliştirmeyi genelde kas gelişimi olarak zanneder insanlar ama öyle değil. Vücut geliştirmeye felsefi olarak bütün halinde bakmak gerekiyor. Vücudunuzu ne yönde geliştirmek istiyorsunuz, sadece bacaklarınızı da büyütmek istiyor olabilirsiniz ya da sadece bacaklarınızı inceltmek, veya sadece kollarınızı büyütmek de olabilir. Fitness tüm sporların hemen hemen atası olarak kabul edilir. Bunu yürekten savunabilirim çünkü hemen hemen her sporcu, profesyonel sporcu bile fitness yapmak zorunda. Bir okçuyu örnek alalım, okçunun tüm vücudunu çalıştırmasına gerek yok, belli başlı işte sağ elini kullanıyorsa sağ kolunu ve sağ bölgesindeki kas gruplarını güçlendirmemiz onun için daha spesifik ve daha faydalı olur.

Kimlere hitap ediyorsun, kimler seni arayabilir?

On basamaklı bir merdiveni tek başına çıkabilen ve inebilen herkesle çalışabiliriz. Bu doksan yaşında biri de olabilir, sekiz yaşındaki bir çocuk da... Çünkü bizim zaten amacımız yaşlı bir birey de olsa belli başlı postürsel sıkıntıları tespit edip buna yönelik idman programları hazırlamak. Her insanın genetik yapısı, sağlık geçmişi birbirinden farklı. Buna uygun şekilde hareket ediyoruz. Aslında biz sporu insanlara öğretmek için varız. Sadece yaptırmak için değil.

Bodrum’da nerede çalışıyorsun?  

Şu an Bodrum’da freelance çalışıyorum. Öğrencilerim hangi salonda çalışmak istiyorlarsa orada... Ama idman yaptığım yeri soracak olursan; Solid Gym.

Bodrum’la ilgili planlarınızdan bahsetmek ister misin? Pelin’le birlikte bir şeyler yapmak istiyorsunuz sanırım?

Bodrum sporla ilgili açığı olan bir yer ve çok fazla göç alıyor. Pelin’in zaten İstanbul’da spinning ile ilgili bir markası vardı, onu buraya taşımayı gerçekten canı gönülden istiyorum. Hem de benim ve benim yanımda bir kaç kişinin PT özel ders verebileceği küçük bir alan; “private studio” tarzı bir proje var aklımızda. Tabii burada biraz yaşamamız gerekiyor, biraz tanımamız gerekiyor. O süreçten sonra hareket etmeye başlayacağız.  

Nelerini seviyorsun Bodrum’un, nasıl tadını çıkarıyorsun?

Trafik yok şimdilik ve hava hala muhteşem. İstanbul’da işe yürüyerek gidip gelen biri olmama rağmen buradakinden daha fazla yoruluyordum. Bu psikolojik bir durum mu yoksa İstanbul’un yaydığı kaos enerjisinden mi bilmiyorum.

Ankara nasıl hissettiriyordu sana?

Ankara benim yuvam. Ben dünyadaki herhangi bir yeri Ankara’ya değişmem. Evet gridir, yeşillik pek yoktur, bozkırdır vesaire ama Ankara dünyanın en güzel şehri.

Motive edici bir röportaj oldu Ercan, çok teşekkür ederiz sana. Seninle çalışmak isteyenler için bir iletişim bilgisi verebilir misin?

Ben de teşekkür ederim. Instagram’dan ulaşabilirler; bir de Pelin’in e mailini verelim: pelincini@gmail.com.  

 

 


Diğer Röportajlar..
54

Konuk Yazarlar
Çini Mürekkebi // Pelin Çini
Yukarı Çık