facebook instagram

Burcu Özbak Cebeci // Müzisyen
28 Mayıs 2016

Daha Bodrum’a taşınalı 1 sene bile olmamış ama Dibeklihan’daki masalsı müzik atölyesi öyle söylemiyor. Sanki hem atölye hem de Burcu yıllardır orada gibi. Nasıl yakışmışlar, nasıl bütünleşmişler, gidin kendiniz görün!
Bence Dibeklihan’ın teatral bir havası var ve benim hayalimdeki müzik atölyesi ancak burada olabilirdi.

Önce sizi tanıyalım mı? 

İstanbul Devlet Konservatuvarı mezunuyum. Keman çalıyorum. Okuldan mezun olduktan sonra Enka Okulları’nda ders vermeye başladım. Bir yandan da bazı mekanlarda sahneye çıkıyordum, ekstralar oluyordu. O zamanlar Taksim’de Yaga Bar vardı. Orada başladık. Alman Bira Evi, Irish Pub falan gibi o dönemin popüler barlarında çaldık, söyledik. Sonra İstanbul Caz Festivali’nde Genç Caz diye bir etkinlik başlıyordu, başvurduk, kabul ettiler bizi, orada söyledik. 2000'li yılların başlarından bahsediyorum. Dual Music Band, Flat Five, On Air gibi gruplarım oldu. Sonra evlendim, azıcık ara verdim. Ama bunların dışında esas son 13 yıldır yaptığım şey tiyatro müzisyenliği.

Ah! Bir tiyatro editörünü kalbinden vurdunuz şu an! 

Evet, çok severek yaptığım  bir işti gerçekten. Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda çalışıyordum. Önceleri 5 kişilik, küçük bir orkestrayken davul ve bas gitar girdi devreye, kadro genişledi. Müzikli oyunlar çıkmaya başladı. Çok memnundum. Kızım oldu o sırada, bir yandan da o büyüyordu. Derken geçen sene, belki duymuşsunuzdur, BBT’de onlarca sanatçı işten çıkartıldı. Çoğu oyuncuydu ama 3 tane de müzisyen vardı aralarında ve biri de bendim.

Kader burada dönmeye başlıyor sanırım? 

Biraz öyle. Epey direndik aslında biz bu duruma. Tiyatroyu tiyatrocular yönetir mantığını destekledik sonuna kadar. Seçim yapılsın ve genel sanat yönetmenimizi biz seçelim dedik. Sonuç olarak; iş sözleşme yenilemeye gelince sözleşmemiz iptal edildi ve sonrasında hiçbir netice alamadık. Tabii bunca yıldır severek çalıştığım yerden böyle bir darbe almak moralimi çok bozdu. Bir hiç yüzünden seni silmeleri insanın gücüne gidiyor. Ben de “o zaman giderim Bodrum’a” dedim.

Var mıydı ki aklınızda Bodrum’a yerleşme fikri? 

Yani şöyle vardı: Yıllardır hep lafta kalan bir hayal olarak… Kayınpederim burada yaşıyor, o hep isterdi gelmemizi ama eşim petrol mühendisi ve Shell’de çalışıyor. Sürekli yurt dışı seyahatleri oluyor, çok yoğun. Benim de tiyatroda keyfim yerinde. Dolayısıyla bu hayali gerçeğe çevirmek neredeyse imkansızdı. Ama değilmiş!

Hadi siz işten çıkartıldınız, eşiniz nasıl bıraktı o tempolu işi? 

Evet, işin bir de o kısmı var, haklısınız. Onun da tam o sırada işinde pozisyonu değişti ve online yürütebileceği bir pozisyona geçti. Yine yurt dışı seyahatleri oluyor; Avrupa ve Güney Afrika’ya gidiyor en çok ama neticede işlerini evden yürütüyor.

Parçalar yerini bulmuş. 

Aynen ve çok da hızlı gelişti. Sanki Bodrum bizi bekliyordu yıllardır. Hemen ev bulduk, İstanbul’daki evi kiraya verdik. Ben bu atölyeyi buldum falan. Ne diyeyim bilmiyorum, oluverdi. Teşekkürler Bakırköy Belediyesi diyeceğim galiba!

Çok iyi! Atölye dediniz, hemen ona geçelim. Ne kadar tatlı, masal gibi bir yer burası!

Ders vermek ve böyle bir yer açmak hep aklımdaydı. Ama Bodrum’a geldiğimde ilk olarak Bahçeşehir Koleji’nde ders vermeye başladım. Okuldan sonra müzik atölyeleri yapılıyor çocuklara, orada piyano dersleri veriyorum. Baktım, talep var ve artıyor. Zaten aklımda olan Burcu Müzik Atölyesi’ni açmak için daha fazla beklemek istemedim.

Neler yapıyorsunuz? 

Çocuklar ve büyükler için bir müzik atölyesi burası. Şunu istiyorum; insanlar gelsinler, birlikte oturalım, konuşalım, piyano ya da keman çalalım. Çocuğun bir enstrüman öğrenmesi zaten onun gelişimi için çok etkili bir yol. Karar verme mekanizmasını çok güçlendiriyor. Motive edici yönü de var. İleride müzisyen olması gerekmiyor. Büyükler için de; bugüne kadar isteyip de yapmaya fırsat bulamayanlar için bir bahane gibi düşünebilirsiniz.

Çocuklar kaç yaştan itibaren gelebilir? 

6 yaşından itibaren tüm çocuklarla çalışıyorum. Okuma yazma bilmesi ve 40-50 dakika konsantre olabilmesi önemli. Özellikle piyano için. Keman için biraz daha büyük olmalılar, 8 yaş gibi mesela…

Peki, ses eğitimi veriyor musunuz? 

Evet. İstanbul’dayken Zehra Belevi ile çalıştım uzun süre. Benim ufkumu açan kişidir. Kendi üzerimde denediğim şeyleri şimdi buraya gelenlere aktaracağım. Bu bir opera-şan eğitimi olmayacak. Şarkı söyleme koçluğu diyebiliriz. Doğru şarkı söylemek, diyaframlarını çalıştırmak, seslerini açmaya yardımcı olmak gibi…

Atölye Dibeklihan’da. Burayı seçme sebebiniz neydi? 

Bir tek burayı düşündük zaten. Bence Dibeklihan’ın teatral bir havası var ve benim hayalimdeki müzik atölyesi ancak burada olabilirdi. Buradan daha bile küçük bir yer olabilir diye düşünüyordum ben aslında çünkü asla öyle 5 kişi aynı anda gelsin, grup dersleri yapalım falan gibi bir sistem istemedim. Şimdi bakıyorum da; iyi ki burası olmuş. Çünkü iş çok güzel gelişiyor.

Sadece ders mi vereceksiniz ?

Hayır, ileride farklı projeler de olabilir. Dibeklihan’a gelen profesyonel müzisyenler burada çalışmalar yapabilir. Bir grup kurulabilir belki ve Burcu Müzik Atölyesi’nin desteklediği etkinlikler yapılabilir. İş sahneye dökülebilir kısacası. Ben de nihayetinde sahneye çıkmak istiyorum. Kaliteli müzik yapmak ve yaymak istiyorum Bodrum’da.

Kendi alanınızla ilgili bir mekan önerisi sorusu sorayım: Nerede iyi müzik yapılıyor yarımadada? 

Henüz keşfedemedim maalesef ama Pannonica’yı duyuyorum. İyi bir caz bar olduğunu biliyorum. En kısa zamanda gideceğim.

En çok neyini sevdiniz Bodrum’un? 

Şehir gibi yaşamak istediğinizde şehir, kasaba hayatı istediğinizde de onu bulabildiğiniz bir yer. Mesela ben Ayvalık’ta yapamazdım. Bodrum o yönden çok başka. 8 ay oluyor biz Bodrum’a yerleşeli. İlk başlarda biraz daraldım, açıkça söyleyeyim. İstanbul’u özledim, sudan çıkmış balığa döndüm. O anlarda aradığım bir mağazayı ya da şehirde alıştığım bir restoranı bulabilmek bile beni mutlu etti. Zaten alıştıktan sonra Bodrum her yönüyle güzel! Belki bu yüzden rahat adapte olabildik.

Sevgili Bodrum röportajlarından bir seçki yapmanızı istesem ilk ikiye hangileri girer? 

Hepsi çok hoş bir kere! Sizi tebrik ediyorum. Seçkiye gelecek olursak; Ekşi Maya’nın sahibi Şadi Bey’in hikayesini çok sevdim. “Bir gün denizden çıktım ve sahile dönüp eşime İstanbul’dan gidelim mi” dedim diyor ya röportajda, harika! İkinci olarak da Bookshop’un sahibesi Sevda Yeles’in söyleşisine bayıldım. Orayı da çok merak ediyorum, gitmek istiyorum. İnsanı motive ediyor, kendine benzer hikayeleri okumak.

Teşekkürler Burcu Hanım, hem bu güzel sözler hem de söyleşi için. Sizinle müzik dolu anlar geçirmek isteyenler nereye gelsin? 

Dibeklihan’da atölyemiz. Yakaköy’de. Binaya yüzünüzü dönünce sola doğru yürüyün, bizim tabelayı görürsünüz zaten. Herkesi bekliyorum. Bu arada web sitemizi de inceleyebilirler. 

Son bir soru sorayım: Gerçekten kimleri bekliyorsunuz? Kimler gelsin atölyenize? 

Müziğe hevesi olan, 2 ders sonra ihmal etmeyecek herkes. Şu kapıdan girsinler, biraz muhabbet edelim, çaldığımız şey hakkında konuşalım, sohbetle karışık ders yapalım. Bunu istiyorum!


Diğer Röportajlar..
26

Konuk Yazarlar
Çini Mürekkebi // Pelin Çini
Yukarı Çık