facebook instagram

Aycan Yeniley // İç Mimar
20 Aralık 2016

İstanbul’un yeme&içme dünyasında kayda değer bir iz bırakan İç Mimar Aycan Yeniley Bodrum’a taşındı. Dahası; sadece kadınların çalıştığı, bir nevi toplumsal kalkınma projesi olan B-aşka’yı yarattı. Bakalım, nasıl…
Daha ufak bir hayatın bana iyi geleceğini hissettim. Kalabalık olmayan, kararlarımı alırken serbest olduğum, sade bir hayat… Tüm koşulları birden içinde barındıran yer Bodrum’du.

Sizi tanımak için şöyle bir giriş yapalım: Bodrum’a gelene kadar sizde iz bırakan işler nelerdi? 

Hayatım üçe ayrılabilir aslında. Çok uzun süresi basketbolla geçti. Diğer bir uzun kısmı da Leb-i Derya ile geçti. Şimdi de Bodrum başladı. İçinde çok fazla macera barındıran bir hikayem var. 11 yaşında basketbola başladım ben ve 17 sene oynadım. Hem Türkiye’de hem Amerika’da… Başarılı bir kariyerim oldu. Dünya ikinciliğim, Avrupa üçüncülüğüm var. Amerika’da final four oynadım. Basketbolu bıraktıktan sonra hayatıma tamamen bambaşka bir yön vermek istedim. 27 yaşındaydım. Tekrar Amerika’ya gittim ve iç mimari eğitimi aldım. Ardından bir aşk hikayesiyle Türkiye’ye döndüm. Biraz delice bir hareketti ama içinden Leb-i Derya çıktı.

Bilmeyenler olabilir; Leb-i Derya muhteşem İstanbul manzarası sunan bir restoran ve gece mekanı. Peki, neden bıraktınız orayı?

Ben yaratma konusunda çok iyiyim. Fakat yaratıcı alan kapandığında yani bir iş kurulup, rutin bir tempoya döndüğünde o iş benim mizacıma uymuyor artık. Leb-i Derya 13 sene sürdü ama artık bitmesi gerekiyordu. Ortaklarım da aynı fikirdeydi, bitirdik. Zaten o sürede oğlum dünyaya geldi.

Sonra direkt Bodrum’a mı geldiniz? 

Hayır. Bir süre hiç çalışmadım. Arada ufak tefek şeyler yaptım, o kadar. Yaratıcılığımı sürdürebileceğim işi arıyordum. Sürekli üretebileceğim bir iş olmalıydı. Hayattaki tutkum evlerdi. O sırada bir sakatlık geçirdim ve aşil tendonumu kopardım. 2,5 ay evde yatmak zorunda kaldım. Bu süreçte de bir şeyler örmeye başladım. İlk yaptığım örnekleri yastıklara dönüştürünce bunu bir markaya dönüştürmeye karar verdim.

Neticede ne zaman geldiniz Bodrum’a? 

2015, Mayıs ayında.

Şehri terketme kararını nasıl verdiniz? 

İstanbul’dayken Galata Meydanı’nda oturuyordum. Günde 2 milyon kişi geçiyordu apartmanımın önünden. Yalnız yaşam için müthiş bir yerdi ama oğlum olduktan sonra zorlaştı. Benim çocukluğum çok özgür geçti; sokaklarda, ağaç tepelerinde. Oğlumun da hiç değilse çocukluk çağlarını doğa içerisinde geçirmesini istedim. Sonra da şunu düşündüm: Beni İstanbul’a geri çağıracak ne var? Orada bir işim yoktu, bir ilişkim yoktu ve en önemlisi yaşamak istediğim hayatı kompanse edebilecek bir durum yoktu! Dolayısıyla yeniden başlamak zorundaydım. Bodrum’da başlamaya karar verdim.

Doğaya yakın olmaksa; Marmaris de olabilirdi, Çeşme de… Neden Bodrum’u seçtiniz? 

Birincisi burada çok yakın arkadaşlarım var. İstanbul’da da var tabii ki arkadaşlarım ama şehir koşullarında birileriyle buluşmak bile bir dert. Diğer sebep oğlum; Can Ege. Onun için burada yaşamak daha uygun olacaktı. Sonuncusu da; daha ufak bir hayatın bana iyi geleceğini hissettim. Kalabalık olmayan, kararlarımı alırken serbest olduğum sade bir hayat… Tüm koşulları birden içinde barındıran yer Bodrum’du.

Ve o sade hayatın içinden B-aşka doğdu…

Evet! Ben iç mimarım ve küçüklüğümden beri evlere ilgim vardı. Bu işin eğitimini almadan önce de meraklıydım. Dolayısıyla elime bir şey alıp örmeye başladığımda bunun bir kazak, atkı ya da bere olmasından ziyade eve nasıl katkı sağlar diye düşündüm. İkinci düşüncem de, her ne yapacaksam bunun bir toplumsal kalkınma projesi olması yönünde idi. İş dünyasında odaklandığımız şey hep “ben daha fazla nasıl para kazanırım” üzerine kurulu. Fakat bu düşünce tarzı bana hiç mutluluk getirmedi. Adil bir kazanç yapılanması olduğunda kendimi daha iyi hissediyorum. Herkesin hakkının verildiği bir durumda zaten insanlar da ellerinden gelenin en iyisini yapıyor. Ve kadınlarla bir şey yapmak istediğimden emindim. Ülkece yaşadıklarımız ortada. Kadınların durumlarını düzeltmek, ayakları üzerinde durabilmelerine yardımcı olmak istiyordum. Bodrum’da da bunun potansiyeli olduğunu gördüm. Son olarak markanın ismi de çok içime sindi. Ve B-aşka doğmuş oldu.

Çalıştığınız bu ev hanımlarına nasıl ulaşıyorsunuz? 

Bir iki tanesine ulaşmam yeterli oldu. Sonra onlar kendi arkadaşlarına anlattılar ve organik olarak büyüdü ekip. Örgü işlerinde tercih ettiğim zanaatkarlar genellikle çocuklarını okutan kadınlar. Dokumada ise yaşlı teyzelerimiz var. Herkesle aynı şekilde çalışamıyorum tabii ama kimseyi dışarıda bırakmak istemiyorum. Bazıları kendi modellerini çıkartıyor, bazıları da benim çizimlerim üzerinden gidiyor. Ne örgüleri, ne dokumaları, ne de ilmeklerinin sıklığı, hiçbiri aynı değil! Benim hayatta bulduğum en büyük zenginliklerden biri bu. Mükemmelliyetçi yanlarımı törpülüyorlar. El işinde mükemmel diye bir şey yok çünkü. O yüzden bayılıyorum bu işe.

Biraz da ürün çeşidinden bahsedelim isterseniz. 

Tabii. Yer yastıkları, yer minderleri ve yastıklar var. Puf ve kilim ekleyeceğiz şimdi. Ve eğer Sivas tarafına doğru gidebilirsem, yatak örtüleri de ekleyeceğiz. B-aşka bir ev aksesuarları markası neticede.

İşin teknik kısmına da girelim. Nasıl ortaya çıkıyor bu ürünler? 

3 tür teknik kullanıyoruz. Bir tanesi örgü. 30x50 boyutundaki bir yastık hiç durmadan örersek 14 saatte tamamlanıyor. 2 gün neredeyse. İkincisi yatay tezgahta yapılanlar. Bunlara düven deniyor bu yörede. Kilimden daha ince, daha yumuşak ürünler çıkıyor o tezgahtan. Üçüncüsü de dikey dokuma. Kilimler üretiliyor oradan da…

Satış sadece web siteniz üzerinden, online mı? 

Evet, şimdilik öyle. Fakat İstanbul’dan iki firma bize destek vermeye karar verdi. Dank ve Archive. Her iki markaya da çok teşekkür ediyorum, bu vesile ile.

Siz İstanbul yeme&içme sektöründe önemli bir yere sahipsiniz. Bodrum’a yerleştiğinizde o alt yapıyla burada bir mekan açsaydınız, işler daha kolay olmaz mıydı? 

Olurdu ama bunu sürdürmek istemediğime çok emindim. Aslında yastıklarım için bir dükkan açmak istiyorum. Yine şehrin göbeğinde olmayacak elbette. Bir ev aksesuarları dükkanı olmaktan çok kendi mekanım yapabilirim orayı. İstediğim anda istediğim şekilde değiştirebileceğim şekilde kararları kendim alabilirim çünkü. Mekan işine bu ikisini karıştırarak devam edebilirim. Bakalım…

Bodrum’un en sevdiğiniz şeyi ne? 

İstediğim anda tamamen yalnız kalabileceğim ortamı sunması.

Peki, teşekkür ediyoruz. Nasıl ulaşabilir okuyucularımız size?

Web sitemizden ve Instagram hesabımızdan. Ben teşekkür ediyorum.  

 

 

Diğer Röportajlar..
41

Konuk Yazarlar
Çini Mürekkebi // Pelin Çini
Yukarı Çık