facebook instagram

Aybala Akıl // Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
26 Mart 2016

Bodrum avuç içi kadar yer ve bu isim de akıldan çıkmayacak kadar özel olduğuna göre burada yaşayıp Acıbadem Hastanesi hekimlerinden Aybala Akıl’ı bilmeyen yoktur. Şimdi onu yakından tanıma zamanı…
Trafikte önümüzü develerin kesmesine, köy tavuğundan yumurta yemeye, çocuk hastalanınca okula 5 dakika içinde ulaşabilmeye çok alıştık. Konforlu bir hayat yaşıyoruz Bodrum’da.

Web sitenize baktım. Ne kadar kapsamlı ve zengin! Önce ondan bahsedelim mi? 

Benim teknolojiye merakım hep vardı çünkü bir ajans geçmişim var. Medikal ajansta çalıştım. Aynı zamanda da çok eski bir blogger’ım ben. 2006’dan beri yazıyorum. Ama profesyonel hayatla blog olmazdı, daha resmi bir şey yapmalıydım. Bodrum’a taşındığım zaman bu konuyla ilgili ciddi kafa patlatmaya başladım. Çünkü insanlar biri hakkında bilgi almak istediklerinde önce Google’a soruyorlar. Ben de Bodrum’a yeni gelen bir hekim olarak insanların beni tanıması için bir platform oluşturmalıydım. Fikir buradan çıktı. Tabii ben mükemmelliyetçi bir tip olduğum için 2 sene uğraştım üzerinde…

İçerik size mi ait? 

Tamamen bana ait. 2 sene boyunca çeviri yaptım, literatürden hazırladım o yazıları. Hastalarıma da güvenerek okumalarını söylüyorum. İlk başladığımda Acıbadem Hastanesi yeni açılmıştı ve günler çok sakin geçiyordu. Dolayısıyla ben de içerikle ilgilenebiliyordum. Sonra tasarıma sıra gelince eski ajanstaki arkadaşlarımdan ve iki kız kardeşimden yardım aldım.

Onlar ne iş yapıyor? 

Biri fotoğrafçı diğeri de web sitesi tasarımı yapıyor. 

Yetenekli aile dedikleri… 

Ben hariç evet!

Sizin yeteneğiniz tartışılmaz. En çok merak ettiğim şey; zaten böyle sevecen ve enerjik biri misiniz siz yoksa öyle mi olmanız gerekiyor?

Her ikisi de. Ben çok suratı asık ve mutsuz bir kadındım. Beni tanıyan kişi olmak istemezdiniz, o derece. Sonra bir gün kardeşim bir kaza geçirdi. Yoğun bakımda yattığı süreçte bana bir şeyler oldu. 35 yaşındaydım ve o güne kadar mutsuz yaşamıştım. Reiki öğrenmeye karar verdim, bilinçaltı diye bir şey varmış, mutlu olmak bizim elimizdeymiş gibi şeyleri öğrendim. Yoğun bakımdaki 32. günün sonunda çok farklı biri olarak ayrıldım oradan.

Hayatınızın dönüm noktası mı oldu?

Yüzde yüz öyle oldu. O zaman Gaziantep’te yaşıyordum ve döndüğümde ben artık ben değildim. Olmak istediğim kişiydim. Çok enteresandır, farklı bir hekim oldum. Çünkü bir hastanın doktordan ne beklediğini kardeşim hastayken öğrendim. Şimdi yaşadıkça da idrak ediyorum ki; bir gebe örneğin 3 hafta boyunca beni göreceği 10 dakikayı bekliyor. Ve ben onu asık suratla karşılayamam!

Bodrum’a gelme hikayeniz nasıl? O da bu kadar şaşırtıcı mı?

Benim hikayem herkesinki gibi; her yaz tatile gelirdim, zaten çok severdim, İstanbul’dan da sıkılmıştım, atladım geldim” şeklinde değil. İstanbul’dan sonra Doğu görevine gitmiştim Gaziantep’e. Sonra mecburi hizmetim bitti, çok da severek çalışıyordum orada. Fakat zaman içinde gelişen olaylar; hekim dövmeler, azarlamalar, kavgalar, gürültüler beni çok yordu ve üzdü. Bir gün hastanın biri bana “kahpe” dedi. Çok sinirlendim, çok ağladım. Devlet Hastanesi defterini kapatmak istedim. İş bakmaya başladım. Antep’teki özel hastanelerden de teklif geliyordu aslında ama Bodrum’da yaşayan bir meslektaşım burada Acıbadem açıldığını haber verdi. Geldim, baş hekimle görüştüm, anlaştık ve taşındık.

İstanbul’a dönmeyi düşünmediniz mi hiç? Acıbadem orada da var.

Hiç düşünmedik! Orayı kapattık artık. Çok acı şeyler yaşadık üst üste; hastalıklar, ölümler… Trafik ayrı dert.  6 sene Kartal-Beşiktaş arası gidip geldim, trafik beni mahvetti. “Bir gün buradan gideceksek nereye gideceğiz” sorusunun cevabı kesinlikle İstanbul değil.

Çabuk mu adapte oldunuz Bodrum’a?

Alıştık, evet. Trafikte önümüzü develerin kesmesine, köy tavuğundan yumurta yemeye, çocuk hastalanınca okula 5 dakika içinde ulaşabilmeye çok alıştık. Konforlu bir hayat yaşıyoruz Bodrum’da.

Kaç senedir?

4 sene oldu.

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanısınız. İşinizin en harika anı malum. Peki zor yanı?
Gecesi gündüzü yok. Benim branşım itibariyle de bu biraz böyle. Şu an röportaj verebilmem bile tamamen şans. Şöyle örneklerle anlatayım: Geçen gün eşim ayağını sakatladı, onu acile götürdüm, MR’a girdi, o sırada acil sezaryen çıktı. Eşim MR'a girerken yanındaydım, çıktığında ameliyatta! Sonra eve gittim, yemek yedik, çocukları yatırdım ve tekrar hastaneye geldim, normal doğuma. Bu kurgu içerisinde yaşamak enerji ve tabii biraz da sabır istiyor.

Üstelik devamlı da mobil iletişim halindesiniz, biliyorum. 

Evet, ben öyleyim. Her zaman WhatsApp’tayım. Belki beni bu yüzden de çok seviyorlar.

O zaman sizi seven hastalarınıza ve diğer okuyucularımıza bu vesileyle birkaç tavsiye vermek ister misiniz? Sağlıklarıyla ilgili nelere dikkat etsinler?

Dönemsel bir tavsiyeyle başlayayım. Yaz geliyor. Islak mayoyla kalmasınlar. Vajinalarını nemli tutmasınlar. Yazın her 3 kadından 1 tanesi mantar oluyor. Tek sebebi ıslak mayoyla oturmak. Ayrıca yıllık smear kontrollerini ihmal etmesinler çünkü rahim ağzı kanseri önlenebilir tek kanser.

Gebelikle ilgili yüzlerce soru sorabilirim hazır sizi bulmuşken ama yeri değil. Tek şansım var gibi düşünüp beslenme önerileri almak istiyorum. Bodrum’dayız, onu düşünerek neler önerirsiniz? 

Türkiye’de en çok balık tüketimi olan il Muğla. Bu bilimsel bir veri. Gebelerde haftada 2 kez balık yemenin bebeğin zekasını yükselttiği de ispatlandı. Omega hapları var ama sadece balık yemek yeterli bence. Derin deniz balıklarından ve dip böceklerinden, midye, istiridye gibi kabuklulardan uzak dursunlar. Onun dışında ne yiyorlarsa yesinler, ne içiyorlarsa içsinler. Hasta değiller, gebeler. Otlardan da semizotu ve dereotu yesinler bol bol. Ayrıca şeker yükleme testini de yaptırsınlar! Bir mesaj vermem gerekecekse o da bu olsun.

Anlaşıldı hocam! Biraz Bodrumlu hayatınıza gelelim. Sizin de çocuklarınız var, neler yapıyorsunuz onlarla?

Çok klişe olacak ama açık havada olmayı seviyoruz. Kızım yelken yapıyor, onun peşinden deniz kıyılarında dolaşıyoruz. Yarışları oluyor, gidiyoruz, destekliyoruz. Oğlum tenis oynuyor, onun tenis oynadığı kulübe gidip güneşleniyoruz. Zaten sadece pazar günleri izinliyim, spor eksenli aktivitelerle doluyor böyle. 

Mekan ismi söylemeniz gerekse… 

Ortakent’teki Rüzgarlı Bahçe ve Kefi’yi seviyoruz. Balık yiyeceksek Ayana’ya gidiyoruz. Yahşi Tenis Kulübü’nde takılıyoruz pazar günleri.

Bodrum’un nesi şahane?

Çiçek ekebilecek bir bahçem olduğu için şükrediyorum. Ben toprak burcuyum, sadece bu bile bana yetiyor. Bodrum benim istediğim her şeyi veriyor. Sadece doğal tavuk yumurtası yiyebilmek için bile burada yaşayabilirim. Pastanın kreması bile sarı oluyor, yahu! İnanılmaz. Bodrum tam bana göre. Çok net. 

Eksiği yok mu? 

Ben her aradığımı buluyorum. Dans kursuna gidiyorum, İstanbul’da hayatta yapmayacağım şey. 38 yaşında dansa başladım. Zamanım yettiği için yapabiliyorum bunu. Benden beklenmeyecek bir sosyal hayat içerisindeyim. Çok memnunum. Yazın izin alamadığım için tatile çıkamıyoruz ama çocuklar “anne bu hafta sonu denize gitmesek, dinlensek olur mu?” dediklerine göre denize de gayet doyuyoruz.

Harika! Son olarak, okuyucularımız size nasıl ulaşabilir? 

Benim adımı ve soyadımı Google’a yazarlarsa direk cep telefonumu bile bulabilirler. Biliyorsunuz; Acıbadem Hastanesi’ndeyim. Rahatlıkla hastaneden de ulaşabilirler.


Siteye eklenen röportajlardan anında haberdar olmak için mailing listemize kaydolabilirsiniz.





Diğer Röportajlar..
16

Konuk Yazarlar
Çini Mürekkebi // Pelin Çini
Yukarı Çık